Aşağıdaki yazı, bundan yıllar sonra belki de bugün yaptıklarından pişman olabilecek gençlere atfen kaleme alınmıştır. Yazıda geçen birçok düşünce ve uyarı herhangi bir bilimsel kaygı olmadan, sadece şahsıma aittir. Çok uluslu bilişim şirketlerinin çıkarlarına dokunacak ve belki de hukuki sorunlar doğuracak fikirlerimi gençlerin dikkatle okumasını ve Bilişim Çağı yutturtmalarına dikkatle yaklaşmasını dilerim. Ayrıca yazıda gençler için gerçek anlamda Bilişim Çağı gereklerine de değinilmeye çalışılmıştır.

3G veya 3N’i boÅŸ verin; siz cep telefonunu az kullanın, kanser riskini arttırmayın!

Temmuz sonu itibarı ile Türkiye’de düğün dernek baÅŸlayacak 3G (3N) yutturmalarına kanmayın. BoÅŸ verin; siz hiç meraklanmayın, cep telefonu az kullanın,kanser riskine dikkat edin. Bugünkü saÄŸlık bakanımız bıçak sırtı sigara yasağı konusunda, Çernobil faciasından sonra “Bakın ben de çay içiyorum hiçbir ÅŸey olmuyor,” diyecek kadar etik dışı söylemler içinde olan seleflerine göre tarihe geçecek kararlılık göstermiÅŸtir. Kendisini saygı ile alkışlıyor ve cep telefonları konusunda da benzer duyarlılık göstermesini bekliyoruz. Amerika kıtasında sigaranın zararlarının 40 sene saklanmış olduÄŸunu öğrendiÄŸimizde hepimiz ÅŸaşırmıştık. Evet, belki bugünkü teknoloji ve etik kuramlar ile GSM ÅŸebekelerinin zararları pek söz edilemiyor. Åžunu bilmelisiniz; ne kadar aksi söylense de, tüm elektro manyetik dalga ışınımları vücudunuzun moleküler hücre yapısını deÄŸiÅŸtirir ve kanser riskini arttırır. Cep telefonlarını sadece birkaç on saniye kullanın, öyle yaya yaya rahat konuÅŸmayın. Yatarken yatak ucunda tutmayın, hatta evde iken tamamen kapatın. Bir elektro manyetik önleyici kafes etkisi yarattığından, cep telefonunun iletiÅŸim kurabilmesi için gücünün otomatik olarak yükselteceÄŸi otomobil içinde cep telefonu kullanmayın. Özellikle çocukların ve gençlerin (onların kanser etkisini görebilecekleri daha çok yaÅŸanacak yılları var) cep telefonu kullanımını sınırlandırın.

http://www.nedendir.com/blog/genel/elektromanyetik-radyasyon.html

Wifi, Wi-Max veya Bluetooth Telsiz hiçbir şey kullanmayın, kanser riskine dikkat!

Tüm elektromanyetik yayılımlar kanser riski doÄŸurur. Sizlere “Zaten her yerde televizyon, radyo..vs birçok yayın var!” diyecekler. İnanmayın! Kanser riski elektromanyetik yayılım yapan cihazın (verici halindeki radyo dalgası telsiz yayılımı) size yakınlığı ile orantılıdır. Yani kulağınıza götürdüğünüz bir cep telefonunun 5.000 Watt yayın yapan ama belki de 10 km uzaktaki bir televizyon vericisi ile karşılaÅŸtırılması ve “sorunsuz” bulunması yutturmacadır. Bu sebeple evinizde, yatak odanızda WiFi, WiMax, telsiz telefon dâhil hiçbir yayın cihazı bulundurmayın. Bluetooth kulaklık ile sürekli takıp dolaÅŸmayın. Kanser etkisi telsiz cihazının beyninize ve diÄŸer organlarınıza yakınlığı ve maruz kaldığınız süre ile de orantılıdır. Bu sebeple gençlerin ve çocukların riski daha fazladır. Bugün 50-55 yaşındakiler, ÅŸu ana kadar maksimum 15-20 sene bu yayılımı aldılar ve belki de 80 yaşına kadar yaÅŸadıklarında vücutlarında kansere yakalanacak kadar radyasyona maruz kalmış ve bozulmuÅŸ moleküller pek oluÅŸmayacak ama bugün 2-3 yaşından beri radyasyona maruz kalan günümüz çocukları için ben korkuyorum. Bundan 40 sene sonra “Evet biz bunu biliyorduk ama sakladık,” dediklerinde “vah, vah..” çekmekten baÅŸka yapabilecek hiç bir ÅŸey kalmaz.

Bilgisayar kullanımını sınırlandırın, “YeÅŸil” ve markalı ürünleri tercih edin

Kore ve uzak doğuda evinden hiç çıkmadan yaşayan gençler gibi olmayın. Bilgisayarı gerçek ihtiyaçlarınız için özellikle eğitim ve araştırma amaçlı kullanın. Anlamsız Chat odaları veya forumlar yerine Wiki veya Google ile zaman geçirin. Günümüzde yüksek okul mezunu olmanın bile meslek sahibi olmak anlamına gelmediğinin bilincinde olun.

Kendiniz lise eğitiminden itibaren yetiştirin, meslek sahibi olmak için yüzlerce, binlerce imkânı internet üzerinde bulabilirsiniz. Ancak şunu bilin ki bilgisayar da elektromanyetik yayılım yapar. Bu sebeple en azından geceleri Torrent sitelerine erişmeyi bırakıp bilgisayarınızı kapatın.

BildiÄŸiniz gibi 30 Mayıs tarihinden itibaren elektrikli ve elektronik eÅŸyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılması (RoHS, kurÅŸunsuz üretim) yönetmeliÄŸi yürürlüğe girmiÅŸtir. BiliÅŸim sektöründe özellikle Çin’den yapılan ithalatlarda bazı ürünlerin bu yönetmeliÄŸe uymadığını görmekteyiz. Bu sebeple özellikle “YeÅŸil” ürünleri, üzerinde RoHS damgası bulunan ürünleri tercih edin.

Türkiye’ye has övündüğümüz biliÅŸim markaları bulunmaktadır. Bunlardan ayrı olarak Çin’de üretilen ve hiçbir standarda uymayan, elektriksel özellikleri ve güvenlik kriterleri çok kötü Türkiye’de markalanmış ucuz ürünleri tercih etmeyin. Bunlar hem RoHs ve EMI açısından hem de diÄŸer elektriksel özelliklerinden dolayı güvenli olmayabilir. “Ama dedelerimizin kullandığı her donanım kurÅŸun veya bakırdı?” palavralarına kanmayın, dedelerimizin hücreleri bu kadar yoÄŸun radyo dalgası ışınımına maruz kalmıyorlardı.

Televizyonunuz da dâhil tüm elektrik ve elektronik cihazlarını kullanmadığınız zaman stand-by değil kapalı tutun. Enerji üretmek için doğayı kirlettiğimizi hiç unutmayın.

İngilizce, Almanca, Fransızca hangisini öğrenmeliyim?

Bu da, çağımızın ÖSS aldatmacasından sonraki en büyük palavrasıdır. Siz Türkçeyi öğrenin. En önemli dil kendi dilinizdir. Gençlerin fare yerine klavyeyi daha çok kullanabildiği günleri görmek isterdim. Klavye kullanmak üretmektir; tıklamak ise tüketmek.

Almanca, Fransızca, Rusça veya Çince hepsi boÅŸtur. Artık yabancı dil bilmek diye bir konu kalmadı. Dünya’da sadece iki dil var. Birincisi anadiliniz ve diÄŸeri İngilizce. BiliÅŸim çağında diÄŸer dilleri “öğreniyorum” diye çabalamak anlamsızdır. “Çok büyük Alman ÅŸirketlerinde çalışırsın,” önermesi tam anlamıyla palavradır. Bu ÅŸirketlerde çalışan insanlar aynı zamanda İngilizce de bilirler. Uluslar arası hukuk..vs. Siz sadece Fransızca yazılmış herhangi bir uluslar arası anlaÅŸma biliyor musunuz? İngilizceyi internet üzerinden öğrenebilirsiniz. Yeter ki gayret edin ve çalışın. Öğrenmeyi ÅŸiar edinin.

İnternette E-Posta ve benzeri iletişimlerinizde özgün bir form geliştirin

İnternet üzerindeki tüm yazışmalarınızda kendinize özgü bir form geliÅŸtirin. Hiçbir zaman hiçbir ortamda anlamsız avatar veya nick name kullanmayın. İnternet üzerinde kendi imzanızla hiçbir anlamsız resim, bilgi sözcük bırakmayın, yarın bunlar dönüp sizi bulacaktır. İnternet üzerinde düzgün Türkçe ve doÄŸru imla kuralları ile yazışın. Mutlaka mektuplaÅŸma kurallarına uyun. İnternetin gevezelik edilen, ufak tefek çatışmaların yaÅŸandığı, boÅŸ lafların, düşüncelerin bol keseden konuÅŸulduÄŸu bir ortam olduÄŸunu sanmayın. FaceBook’a yüklediÄŸiniz her içeriÄŸin bile yarın bir baÅŸka ortamda önünüze geleceÄŸini bilin. IP adresleri ve MAC Adresleri (Ethernet kartının fiziksel adresi) ile Dünya’nın neresinde olursa olsun kim olduÄŸunuzun bulunabileceÄŸini bilin. İnternet farklı bir yaÅŸam biçimidir, aynen gerçek hayattaki gibi orada da bir benliÄŸiniz vardır. Yüksek okul mezunu gençlerin yazışmalarda cümle kuramamaları, bazen isim soyadı bile belirtmeden mesaj göndermeleri gerçekten üzücüdür.

Bilgisayarın başına oturduÄŸunuz Dünya’nın sizin etrafınızda döndüğü sanısına kapılmayın. Yazışmalarınızda önünüzdeki tuÅŸlar ile sadece bilgisayarla konuÅŸtuÄŸunuzu sanmayın. Bu mesajı okuyacak karşınızdaki bir insandır. Üstelik mimiklerinizi, yüzünüzdeki anlamı göremeyeceÄŸinizden sizi anlaması da daha zordur. Öncelikle alçak gönüllü olun, hiçbir ÅŸekilde kendinizi abartmayın, mesaj gönderdiÄŸiniz insanın okuyabileceÄŸi uzunlukta açık seçik ve net anlatın. İnternette hikâye anlatmanız belki sizi mutlu eder ama gerçekte mesajınızın deÄŸerinizi düşürür. Kesinlikle nazik olun ve karşınızdakini küçümsemeyin. Hakaret etmeyin; bir insanın yüzüne doÄŸrudan söyleyemeyeceÄŸiniz hiç bir ÅŸeyi yazmayın. İnternet eriÅŸimi vazgeçilmezdir, mutlaka e-posta kapasitenizin yüksek olmasını (her mesaj için en az 10MB) saÄŸlayın. E-Posta adreslerinizi sık sık deÄŸiÅŸtirmeyin ve mutlaka tüm e-postalarınıza bakın. EÄŸer her gün veya en azından iki günde bir bakamayacağınız adres varsa bunu mutlaka kapatın. Bazen iÅŸ ilanlarımıza bir hafta sonra cevap veren gençleri görüyor ve üzülüyorum.

İnternet ortamında güven ve itibar; Sosyal Ağlar

ahmet.saki[@]hotmail.com gibi isim ve soyadınızla açık ve net e-posta adreslerinden internet ortamına erişerek öncelikle insanlar üzerinde güven yaratın. İnternet ortamlarında güven ve itibarı biriktirin. Yarın bunlar size lazım olacaktır. Eğer mesleğinizi seçmeye yakınsanız mümkün olduğunca çabuk yaratıcı Alan Adı (Domain Name) bulun ve satın alın. Örneğin www.anneyiz.biz sizce de çok yaratıcı değil mi? Hiç olmadı; www.[ahmet-saki].com gibi isminiz ve soyadınız ile alan adı satın alın.

Web 2.0 ile internetin artık konservatif kapalı bir kutu olmaktan kurtulduğuna dikkat edin. Bu akım ile daha da yaygınlaşacak sosyal ağların iletişim ve etkileşimi üst düzeye çıkarmasını, inanılmaz bir potansiyel güç teşkil etmesini göz önüne alın. Gelecekte içinde bulunabileceğiniz etkili kurumsal iletişim için sosyal ağların kullanımı ve halkla ilişkilerin yaşadığı değişim sürecini izleyin. Sosyal Ağlarda özgün bir mevki edinmeye çalışın. Bilgi ve becerilerinizi dogmatik fikirlerden arındırarak paylaşın. İnsanlara yol gösterin ve karşılıksız yardımcı olun. Unutmayın teknoloji kendimizden yarattığımız bir doğadır.

“Bilmiyorum” kelimesini unutun
Çalıştırdığım elemanlara ilk öğrettiÄŸim kuraldır. Onlara “Ben size ameliyat yapacaksınız bile desem, cevap olarak bana -bilmiyorum- diyemezsiniz,” ÅŸeklinde öğütler veririm. Çağımızda “bilmiyorum” demek bence “Evet ben aptalım, öğrenemem” demek gibi bir cevap. En azından “öğrenmeye çalışırım” cevabını seçin. Günümüzde neyi kimin ve ne kadar bildiÄŸini hayal bile edemezsiniz.

Öğrenmeyi öğrenin. BiliÅŸim çağında mutlak bilginin deÄŸeri gittikçe düşmekte, ihtisaslaÅŸmış insanların derin bilgi ve tecrübesi bunun yerini almaktadır. Önemli olan mesleÄŸinizde kazandığınız gerçek bilgi ve tecrübedir. “Yüksek okul mezunları iÅŸ bulamıyor,” gerçek bir yutturmacadır. DoÄŸrusu “Biz o kadar çok yüksek okul açıyoruz ki, seviyeyi tutturamıyoruz. Buradan mezun olanlar iÅŸ bulamıyorlar,” olmasın? Bu sektörde birçok iÅŸ sahibi iÅŸletmeci dostum ve arkadaşım var, hemen hepsi bir ÅŸekilde eleman bulmanın zorluÄŸundan bahsetmiÅŸlerdir ve halen sürekli benden “iyi eleman” talep ederler. Nasıl oluyor?

Kendinizi yetiÅŸtirmeniz esastır. Donanım ve yazılım için http://www.darkhardware.com veya http://www.hardwaremania.com/ internet sitelerini http://www.chip.com.tr/ gibi biliÅŸim dergilerini takip edin. Dünyanın en iyi mühendislik üniversitelerinden Berkley’in 2000 yılından beri tüm gerçek derslerinin videolarına koÅŸulsuz eriÅŸilebildiÄŸine inanabiliyor musunuz? Åžahsıma ve çalıştığım STK’lara ait internet sitelerinde bile 53.000 sayfa bilgi, 350-400 eÄŸitim videosu, sesli/videolu ders sunumları, simülatörler… vs var. En önemlisi ve bence aslında acıklısı bundan 2 yıl önce günde 12.000 kiÅŸinin ziyaret ettiÄŸi eÄŸitim sitelerimize bugün artık sadece günde 8.000 kiÅŸi giriyor.

Okuyun! Kitap okuyun, okuyan insan konuşmasını öğrenir, okuyan insan yazmasını öğrenir, üretmesini öğrenir. En önemlisi okuyan insan düşünmesini öğrenir. Dogmatik düşüncelere karşın analitik düşünme; çağımızın en önemli çelişkisi.

Teknolojiye gereksiz yatırım yapmayın

28 senedir bu sektörde aslında genellikle “satıcı” rolünde gözükmeme raÄŸmen insanlara “Hayır bunu satın almayın, bu kadar para harcamayın,” demekten dilimde tüy bitti. Hep aynı örneÄŸi vermiÅŸimdir; bundan 10 sene önce 4.3GB bir hard diskin MB (Mega Byte) başına fiyatı 9 centti. Bugün bundan 232 kez büyük bir Tera Byte hard diskin MB başına fiyatı 180 kez daha azdır. Herkes size 18 ayda bir, yongadaki yarı iletken bileÅŸenlerin sayısının 2 katına çıkacağını öngören ÅŸanlı Moore Kanunundan bahseder. İşte bu da benim kanunum; biliÅŸim sektöründe 18 ayda bir teknolojik ürünlerin fiyatı yarıya iner. Siz sadece o gün ihtiyacınız olan kapasitede ve performansta teknolojik ürünler satın alın; paranızı sokaÄŸa atmayın, nasıl olsa belki de sadece bir sene sonra yarı fiyatına hem daha hızlısını hem de yenisini alabilirsiniz.

BKM’ye inanmayın, siz herkese banka ÅŸifrenizi verin(!) (Güvenlik)

Bu yazıyı okuyan gençlerimizin yüzeysel BKM reklamlarına nasıl güldüklerini biliyorum. Gençlerimizden hiçbiri bunu yapacak kadar aptal deÄŸildir. Güvenlik konusu bu deÄŸildir, gençlere hitap etmeyen “güvenlikten” deÄŸil, ben size biraz gerçek BiliÅŸim GüvenliÄŸinden bahsedeceÄŸim.

Merak etmeyin size virüslerden, kurtçuklardan, Truva atlarından veya arka kapılardan bahsedemem. Bu konuda ihtisas sahibi değilim. Öncelikle Bilişim Güvenliğinin ne olduğunu daha iyi kavrayabilmek için bunların hepsini bu dokümandan öğrenin. ( http://www.tbd.org.tr/webler/kamubiby/diger/BG2-2006.doc )

Benim önerilerim daha güncel ve basit. Öncelikle DEL tuÅŸuna basarak bir ÅŸeyleri gerçekten sildiÄŸinizi ummayın. Çöp kutusunu boÅŸaltsanız bile birçok bilgi istendiÄŸinde geri kazanılabilir. BiliÅŸim çağında istenmeden elde ettiÄŸimiz spam mesajların siz silseniz bile bazen bilgisayarınızda kalabileceÄŸini bilin. İşletim sistemleri ve hard diskler bilgileri kayıt ederken ve silerken kullandıkları mekanizmalara tüm eski veri byte’larının tek tek sıfırlanması anlamında deÄŸildir. Bunu gerçekten böyle yapan, yani her bir hücreyi sıfır veya boÅŸlukla doldurarak gerçekten silen (kazımak da denilebilir) özel programlar vardır. En olmadı; siz sık sık olmasa da arada bir hard diskinizde defragmantasyon (yeniden biçimlendirme) yapın. Bu iÅŸlem hard diskinizde rastgele silinen dosyaların oluÅŸturduÄŸu bütünlüğü tamamlayacak (tabii ki atık dosyaları da bir miktar silecek) ve sizi hızlandıracaktır.

e-Postaların birçoğu resimleri mesaj ile birlikte göndermemekte, mesaj açılınca bir sunucudan resimlerin yüklenmesi seçeneğini içermektedir. Kurumlarda, sunucu üzerinden erişilen internet ortamlarında, spam e-postaların bile sistem odanızdan sizin anlamsız sitelere girdiğiniz şeklinde bir izlenim yaratabileceğini bilin ve sistemden sorumlu yöneticileri siz uyarın. Spam mesajların size kadar gelmemesini sağlamak onların sorumluluğundadır.

STK’ların tüm karşı çıkmalarına raÄŸmen internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla iÅŸlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkındaki çıkan 5651 ( http://bt-stk.org.tr/k5651.html ) nolu kanunu mutlaka dikkatle okuyun. “Ben amatör bir kullanıcıyım, beni ne ilgilendirir,” demeyin. ÖrneÄŸin bir blog siteniz var ve bir blogcu olarak internette içerik üretiyorsanız bu sizi kanunda bahsedilen ÅŸekilde içerik saÄŸlayıcı yapar ve kimliÄŸinizi gizleyemezseniz, gizlerseniz 2.000.- TL’den den 10.000.- TL’ye kadar para cezasına çarptırılabilirsiniz.

Madde açık “İçerik, yer ve eriÅŸim saÄŸlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usuller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaÅŸabileceÄŸi ÅŸekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür.”

Yine 5651 nolu yasaya göre ÅŸirketler kullanıcılarının yasaklı sitelere girmesini engelleyecek tedbirleri alması gerekiyor. Meali ÅŸudur; küçücük iÅŸletmenize bir misafir geldi, Wireless eriÅŸimi saÄŸladınız öğünerek, makinesini açtı ve yasaklı bir siteden kendisine spam bir mesaj geldi. EÄŸer siz kendi iç ağınızda (Wireless eriÅŸimini siz saÄŸladınız; unutmayın) her bilgisayarın MAC adresi ile hangi tarih-saat aralığında hangi IP adresine sahip olduÄŸu bilgisini tutmaz iseniz, polis Baykal’ın ÅŸoförüne gösterdiÄŸi toleransı size göstermeyebilir. 5651 numaralı yasayı ve eleÅŸtirileri okuyun.

P2P, Peer-to-peer iletişime dikkat edin. Aslında bilgisayarları savunması kılan en kötü durum P2P yazılımlardır. Gençlerin bunun bilince olduklarına eminim. İnternet üzerinde %100 güvenlikten bahsetmek gerçekten zordur. Ancak bir yandan da tehlikelerin büyük bir çoğunluğunu bertaraf etmek de bir o kadar kolaydır. Bilişim Çağında gençlerin banka şifreleri girerken neden tuş takımını kullanmamaları gerektiğini, herhangi bir siteyi gezerken aktiveX süreçlerini, internet üzerinden gördüğü her dosyayı yüklememeleri gerektiğini bildiklerine eminim.

Veri korunması ve kiÅŸisel bilgilerin gizliliÄŸi yanında sizlere telif haklarının korunmasından da bir miktar bahsetmek istiyorum. Her beÄŸendiÄŸiniz fotoÄŸrafı kendi sitenize almayın. Telif hakkı üzerine odaklanmış ve bunu bir gelir kapısı olarak gören çeÅŸitli “hukuk” büroları ÅŸahsen beni bile her sene en az 2-3 kez savcılığa taşımaktadır. Telif hakkı olabilecek her fotoÄŸrafı kendi bilgisayarınızda tekrar iÅŸleyin ve fotoÄŸraf içeriÄŸi içine gömülen bilgileri mutlaka gözden geçirin. Nasıl mı yapacaksınız? “Bilmiyorum” diyorsanız tüm okuduklarınızı unutun.

Niyazi SARAL
İstanbul, 20 Temmuz 2009


Yazar:
admin
Okunma / Zaman:
176 / PerÅŸembe, Temmuz 23rd, 2009 at 13:37
Kategori:
Ana Sayfa
Yorumlar:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Navigation:

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

| Paylas